Aşağıdaki metin "Sınırlar Ötesi Kültür Coğrafyaları" web sayfasından alınmıştır. Metnin ingilizcesi için;

http://www.tc-geographies.net/projects/melitopoulos/CORRX_story.html#videotopos

Koridor X’in Öyküsü – Angela Melitopoulos

Yugoslavya’da 1991 yılında başlayan savaşlardan önce, “Kardeşlik ve Dayanışma” yolu göçmen işçilerin Almanya’dan doğdukları yerlere gittikleri başlıca kara yoluydu. Her yaz tatil için “ memleket”e (home) giden tıka basa yüklü arabalar sonu gelmez bir şekilde sıralanarak muazzam bir manzara oluştururdu. Bu yolculuk, Alman “ Gastarbeiter”larının birinci ve ikinci nesli için bir kolektif hafıza alanı oldu. ’80’lerin başında ve ’90’larda, Almanya’daki göçmenlerin kültürel bir ifadesi olarak romanlar, şiirler ve kurmaca filmler üretilmeye çoktan başlanmıştı (“Europastrsse 5” – Güney Dal’ın bir romanı, “Mercedes mon amour” – Tunç Okan’ın bir filmi).

Seyahat etmek, genellikle kültürel bir zenginleştirme biçimi, zaman içinde yeni deneyimlerin gerçekleştirilmesine olanak sağlayan bir olay (Kairos) olarak görülmektedir. Ancak Yugoslavya’dan geçmek, memlekete ulaşmak için çekilen sancılı ve tehlikeli bir zorunluluk olarak görülüyordu. Kapalı arabalar içinde seyahat etmek, “koridor” dışında durmamak ve trafik kazalarından sürekli korkmak, 1991 öncesi Batı Avrupa’da yaşayan göçmen işçilerin ruhsal durumlarını betimleyen birer metafor oldu – monoton bir iş hayatına ve kapalı bir döngüye “kapatılmışlık” ya da bunlardan “dışlanmışlık” hisleri.

Koridor X’in trafik akışı son olarak 1994 yılında kesildi, çünkü kara yolu cephe haline gelmişti ve Hırvatistan ve Sırbistan arasındaki savaş sırasında zarar görmüştü. O zamandan itibaren göçmenler Yunanistan’a ve Türkiye’ye İtalya üzerinden gemiyle ya da uçakla gitmeyi seçti. Bugün Avrupa’yı Doğu’yla birleştiren bu önemli transit yol onarıldı ve yeniden açıldı. Ancak bu yol hala oldukça boş, bunun nedeni yalnızca sınırlardaki önemli değişiklikler ve AK’nun göç politikaları değil, Makedonya ve Sırbistan gibi eski Yugoslavya devletleri vatandaşları için getirilen yeni seyahat kısıtlamaları da önemli bir neden.

Yugoslavya’daki bu kara yolunun “Bratsvo jedinstvo” (Kardeşlik ve Dayanışma) olarak adlandırılması yolun inşasının tarihsel ağırlığına işaret etmektedir. İnşaat II. Dünya Savaşı sonrasında Alman savaş tazminatıyla başladı. Proje yalnızca Yugoslavya’nın farklı cumhuriyetlerini birleştirmeyi amaçlamıyordu, aynı zamanda belirli bir programın konusuydu – Josip Broz Tito yönetimindeki devletin ulusal kimliğini güçlendirmeyi amaçlayan politik bir programdı. Yugoslavya’nın farklı cumhuriyetlerini birbirlerine bağlamak aynı zamanda ülkenin faklı etnik gruplarını birleştirmek anlamına geliyordu. Profesyonel iş gücü dışında “Gençlik eylemleri” adı altında gönüllü iş gücü organize edildi: genç Yugoslav vatandaşları kara ve demir yollarının inşası sürecine katkıda bulunmaları için çağrıldı. Devletin altyapı inşası ulusal gurur meselesi haline geldi. Projeye katılan gençliğin, ulusun geleceği için “sihirli bir bağ” olarak “pozitif duygusal enerji” getireceği düşünülüyordu.

Gerçekten de Yugoslavya’nın savaş sonrası nesli, dünyayı keşfetmek için Batı Avrupa’ya ya da doğuya seyahat etti ve “Kardeşlik ve Dayanışma” yolunda özlemle hatırladıkları heyecan verici buluşmalar yaşadı. Otostop, seyahat etmek ve başka kültürlerden insanlarla tanışmak için herkesçe kullanılan bir yol haline geldi. Büyük şehirlerin yakınlarındaki petrol istasyonları buluşma yerleri oldu.

Yolun inşası 1949 ve 1985 yılları arasında Yugoslavya için değişmez bir mali sorun olarak kaldı. Soğuk savaş yıllarında bile Batı Avrupa ve komünist hükümet arasındaki işbirliği devam etti, ancak ülke içindeki farklı cumhuriyetlerin eşit olmayan mali güçleri projenin sonuçlandırılmasını geciktirdi. 1995’te yol kapandı, sonra tahrip edildi ve daha sonra savaş sırasında kısmen onarıldı.

“Kardeşlik ve Dayanışma” kara yolunun başlangıcı Loiblpass tünelidir. Almanya’daki pek çok diğer kara yolları gibi bu tünel de II. Dünya Savaşı sırasında Avusturya’daki toplama kamplarından “seçilmiş” zorunlu işçiler tarafından yapıldı. Günümüzde kamplardaki mahkumları hatırlamak amacıyla tünelin iki yanında da anıt yapılmıştır. Mahkumlardan bazıları “Loiblpass’taki cehennem”den kaçmayı başarmış ve Josip Broz Tito’nun ordusunda partizan olmuştur.

Artık “Kardeşlik ve Dayanışma” ismini taşımayan, 4-6 şeritlik Koridor X’in tamamlanmasında son engel Makedonya ve Yunanistan arasındaki sınırda bulunan nefes kesici dağlık bölgedir. Varda nehrinin vadisinden geçecek olan ikinci bir şeridin Atina’daki Olimpiyat oyunları başlamadan bitirilmesi planlanmaktadır.

1991 yılında Avrupa Birliği çoktan Güneydoğu Avrupa ve Avrupa sınırlarının çok daha ötesindeki altyapı inşasını finanse etmek ve yürütmek için pan-Avrupa programını (PAN) oluşturmuştu. Eski sosyalist ülkelerin ekonomilerini Avrupa pazarıyla bütünleştirmek amacıyla üç koridorun (IV, VIII, X) inşası planlanmıştı. Koridor X büyük olasılıkla sonuçlandırılan tek proje olarak kalacak, ancak bu proje, 1991 sonrası Clinton yönetiminin başlattığı fakat halen kağıtta kalan Koridor VIII projesinden farklı bir fikirle doğmuştu. Koridor VIII, Üsküp’te Koridor X’i keserek Tirana’yı Sofya ve Burgas’a bağlayacaktı. Proje, Irak savaşının sonrasında 2003’ün sonbaharında durduruldu. Koridor VIII’in planlanması (yol, tren yolu ve boru hattı) Yugoslavya’daki savaşlar sırasında, halen Irak petrolleri işinde olan aynı Amerikan firmaları (TDA: Ticaret ve Kalkınma Ajansı) tarafından kısmen incelenmişti. Karadeniz ve Akdeniz arasındaki Kosova’dan geçen bağlantı bazen Internet üzerindeki paranoyak tartışmaların sıcak konusu olmaya devam etmektedir. Amerikalıların Koridor VIII’le ilgilenmesi, AK’nun çıkarlarıyla çatışarak “Almanya’nın arka bahçesinde, Amerikan çokuluslu şirketlerinin pazar özerkleştirme politikalarına karışabilmeleri için bir koridor açma” girişimi olarak yorumlandı. Araştırma AK tarafından 2003 sonbaharında durduruldu ve belirsiz bir tarihe ertelendi.

Pan-Avrupa ulaştırma mekanları (PETRA) adı verilen pan-Avrupa ağları (networks) Kuzey Afrika’daki Akdeniz ülkeleriyle beraber Atlantik ve Urallar arasındaki Avrupa’yı kapsamaktadır. Bu alanda bir milyar civarında tüketici yaşamaktadır.

Altyapı vasıtasıyla pan-Avrupa bölgelerinin (territories) bütünleştirilmesinin görünen biçimi on dokuzuncu yüzyıl sonlarında varolan modern sömürgeleştirme fikrini yansıtmaktadır. Örneğin, Bismarck 1888’de Alman endüstrileri ve Deutsche Bankasıyla işbirliğine girerek BAĞDAT BAHN projesini başlattı. Berlin’i Bağdat’la birleştirecek olan tren yolunu finanse etmek için Türk hükümeti, projeyi yürüten şirket olması ve “kilometre başına gelir kazanması” karşılığında, Deutsche Bankasıyla bir konsorsiyum oluşturdu. Tren yolunun Ankara ve Bağdat arasındaki ikinci kısmını finanse etmek için, 1912’de Deutsche Bankasına Türk sultanı tarafından tren yolu boyunca 20 km çevresinde bulunan tüm petrol ve maden kaynaklarına sahip olma ve tren yolunun inşası için ancak “su ve ekmek”e yeten ücret karşılığında yeterli iş gücü teminatı verildi. Aslında bu zorunlu işçiler, 1914’teki soy kırımın bir parçası olarak askere alınan Türkiye’de yaşayan Ermenilerdi. Pek çoğu demir yolu boyunca gömüldü.

Koridor X’in inşası iki dünya savaşı ve zorunlu işçi tarihiyle başlayıp bitmektedir. Bu nedenle, “Kardeşlik ve Dayanışma” kara yolu, günümüzde bir adım geriye giderek küreselleşmenin yeni ekonomik gelişmelerine ayak uyduran sosyalist ideolojilerin yöntemlerine özel bir örnek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Balkans non verbal – Dragana Zaverac

Çekimler, Belgrat’tan ve Ankara’dan iki sanatçı arasındaki sözsüz iletişime dayalı işbirliğinin bir sonucudur. İki grup imaj bulunur: video performanslar ve Belgrat’ın kentsel-mekanlarında gezilerden oluşan kayıtlar. Performanslar Balkan kültürlerinden gelen jestlerden yaratılmıştır. Kaydedilen kent mekanlarıysa Sırp olmayan kültürlerle (Müslümanlar, Çingeneler, Osmanlı izleri) bağlantısına göre seçilmiştir.

Monastiraki Meydanı – Freddy Viannelis

Akropolis altındaki bu meydan, önünde bir Bizans kilisesi, yanında müzeleştirilmiş bir cami, çevresinde MacDonald’s, kebapçılar ve metro girişi bulunan, günün her saati oldukça hareketli bir meydandır. Yirmili yaşlarda bir genç kız beklemektedir. Bekleyişi çok uzun sürer, bütün gün bekler. Genç kız bir iş gününü anımsar, bir sanat okulunda model olarak çalışmaktadır; meydandaki insanlar, kızı çevreleyen mekanlar, bunların kültürleri ve kökenleri ve tarih canlanır; bizlerin genç kızın algısını paylaşmamızı sağlar. Görüntüler, bunlar gibi medeniyetler arası kavşakların engellerini resmetmektedir.

Videotopos – VİDEA (Medya Kolektifi)

Görüntüler, zorunlu göç teması çerçevesinde Doğu’dan Batı’ya (Hakkari, Tavşanlı, Gökçeada) çeşitli bölgelerde Türk devletinin azınlıklara karşı yürüttüğü politikalar sonucu boşaltılan mekanlar ve hikayelerden oluşmaktadır.

Kayıtlar, sözlü tarih ve genel bağlamda B-Bölgesi üzerindeki küresel politikalar arasındaki bağlantıyı ortaya çıkarmaktadır. Aynı zamanda Türkiye ve onun görünmez sınırları içindeki modernleşme politikasının ağır sonuçlarını göstermektedir. Bu olaylar medya tarafından duyurulmamıştır, ancak insanların kolektif hafızalarında ağırlıklarını korumaktadır.

Fiziksel topografya çekimleri psikolojik topografyaya doğru ilerler. Zorunlu göç hakkındaki bu proje, göç edenlerin geçmişte yaşadıkları yerler ve şu an yaşadıkları yerlerle değişen ilişkileri bağlamında hikayelerini araştırmaktadır. Bununla beraber bu mekanlarda video üretiminin sonuçları hakkında sorular gündeme getirmeyi de amaçlamaktadır.

Selanik/ AK Konferansı – Hito Steyerl

Çekimler, Selanik’te Haziran 2003’te yapılan AK konferansının bilgi yapılarını ve Selanik şehrindeki konferans karşıtı şiddetli gösterileri belgelemektedir. Konferansın konusu AK’nun Balkanlara politik müdahalesinin geleceğidir.