Vidiyalog (Video-diyaloji *)
(Sofya performansı ve TIMESCAPES projesi üzerine)
Ege Berensel
Konuşmalarından birinde Felix Guattari'yle birlikte yazdıkları kitaplar için icat ettikleri bir kolektif yazma yönteminden bahsetmişti Gilles Deleuze: “Pick-up” (ilerletme/geliştirme) yöntemi diyordu buna; eşi Fany'nin esinlediği bir kavramdı. Yöntem lafının zafiyetine rağmen bu bir yöntemdir diyordu. Bir kekeleme. Burroughs'un “Cut up” (kesip çıkarma) yani eksilterek üretilen yazma yönteminin tam tersiydi: ne katlanma, ne indirgenme, ne eksiltme vardı yazıda fakat büyüyen boyutları takip eden artmalar vardı. Çoğalarak her yöne hareket eden fiil. “Pick up” diyordu bir tür ikili hırsızlık, birbirinden çalarak çoğalan, paralel olmayan bir evrim. Kişiler arasında olan bir şey değildi bu düşünceler arasında yapılan bir şeydi. Her biri diğerinde yersizyurtsuzlaşarak, bir diğerinde çizgiler kurarak değil bloklar oluşturarak kurulan bir yazma yöntemiydi. Diyaloglar kitabında Claire Parnet ile yazdıkları bu fikri bir adım öteye taşıyacaklardı. Anonim yazının olanakları üzerine ikili yazının, düşüncenin ileriye götürülmesi üzerine, sahte diyalog üzerine yani kişiler arasında değil çizgiler arasında bölümler arasında bloklar yaratmak için (bloklar anonimdir) oluşan diyalog üzerine bir kitaptı Diyaloglar. İki Filmcinin (Vidyocunun) Jean-Luc Godard ve Anne-Marie Mieville'in kolektif yaptıkları filmlerde/vidyolarda hareketli-imajla (videonun olanaklarıyla) benzer bir diyaloğu gerçekleştirdiğini söylemişti orda Deleuze: “6 kere 2”: ikili olarak üretilen videonun ikili bloklarından, ikili kapmalardan, imajın nasıl yersizyurtsuzlaştığından. Bir keresinde Godard şöyle diyecekti “bir üretim bürosu olmak istiyorum, filmler çevirmek kitaplar yayınlamak istiyorum.” bundan sonra artık yazar olunmaz diyecektir Deleuze, yalnızca “bir üretim bürosu” olmak. “Özne yoktur, fakat kolektif olarak düzenlenmiş bir sözcelem vardır.” orda diyecekti.
Timescapes projesi Berlin'den Ankara'ya kadar uzanan coğrafya'da sürekli hareketin, göçlerin, zorla göç ettirilmelerin yaşandığı Balkanlar ve Türkiye coğrafyasında konumlanmış 5 farklı vidyocu ve vidyo grubunun kendi kentlerinde, coğrafyalarında ürettikleri birbirinden farklı imajların eş veritabanı bilgileri sayesinde internet üzerinden yapılan bir montaj deneyi kısacası. www.timescapes.info platformunda bir tür “pick up” gibi, Deleuze'un yazı için önerdiği fikri hareketli imajlarla gerçekleştirme çabası bir bakıma. Bir tür diyalog: artarak çoğalan, ikili kapmalarla, hırsızlıklarla, bloklar oluşturarak –imaj blokları, ses blokları-, doğrusal olmayan montaj fikri sayesinde her yöne doğru çoğalan, biriken, tortulaşan bir görüntü rejimi kurmayı düşünen bir proje.
Sofya Performansı bu fikrin bir nüvesini harekete geçirmeye gayret ediyordu :7 vidyocunun yanyana duran ikili ekrandaki görüntüleri iki bilgisayarın içindeki montaj yazılımına gönderdikleri 20 saatlik görüntüler arasından seçtikleri imajları bir tür diyaloğa sokmalarının deneyimiydi. Yan yana duran ekranlardan birine bir görüntü atılır, diğerine bir yanıt, yanıt soruya dönüşene yanıtını bulana kadar orda kalacaktır. Başlangıç ve son tasarlanmıştır yalnızca biraz olsun. Bir rizomat olarak film, eklenerek çoğalan, ikili kapmalarla çalışan bir makine.
6/6/2004
* Klasik felsefenin diyalog kavramsallaştırmasından Sokratik diyalogdan bir hayli uzak olduğu açık Deleuze'un diyalogunun. Mikhail Bakhtin'in Diyalojizm (Söyleşimcilik) kavramı üzerine düşünmek bizi geniş bir ufuk sağlayabilir burada. Bakhtin'e göre özellikle roman türünde çokkatmanlılık, diyalog, söylemlerin ayrılıp çatışması toplumda yaşayan dilin bütününün zaten kaçınılmaz bir özelliği. Diyalog, çokseslilik (polifonizim), melezleşme olguların kendilerinde bulunan kaçınılmaz olarak bulunan özellikler, bir yandan da peşinden koşulması gereken değerler ve Roman türü konuşan insanı, onun söylemini içerdiğinden dilin kendisini sanatsal olarak imgeleştiren bir tür. Bakhtin roman türü için genel bir çerçeve çizse de Tolstoy ve Turgenyev'in Dostoyevski'yle karşılaştırıldığında daha monolojik olduğunu söyleyecektir. Diyalojik İmgelem kitabının içindeki metinlerde bu fikirleri temellendirir . Bakhtin öncesi dilbilimciler diyalogu sözün yapılandırılmasındaki komposizyonel bir biçim olarak inceler ama bir yanıtta varolduğu kadar monolojik bir sözcede de varolan iç diyalojizmi yani sözcüğün tüm yapısına anlamsal ve anlatımsal katmanlarına nüfuz eden diyalojizmi bütünüyle görmezden gelirler. Oysa der Bakhtin biçemi oluşturmakta büyük güce sahip olan şey, tam da sözcüğün dışsal kompozisyon itibarıyla her hangi bir diyalog biçimi almayan, nesnenin bir kavramını oluşturma becerisinden ayrı, bağımsız olarak yalıtılamayan bu iç diyalojizmidir. “Sözcük bir diyalogda, diyalogun içinde canlı bir yanıt olarak doğar; sözcük zaten nesnede olan yabancı bir sözcükle girdiği diyalojik etkileşimle şekillenir. Bir sözcük kendi nesnesine ilişkin bir kavramı diyalojik yoldan oluşturur” Ama sözcüğün iç diyalojizmi bundan ibaret değildir. Yabancı sözcüğe yalnızca sözcüğün kendisinde rastlanmaz: Her sözcük bir yanıta yönelir ve öncelediği yanıtlayıcı sözcükten derinlemesine etkilenmekten kaçınamaz. Yani Bakhtin'e göre diyalog ikili ya da çoklu öznelerin kolektif bir üretim modeli değildir. Sözcükte dilde zaten içkin olan bir kavramdır. Bir sözcük diğer sözcüklerle zaten bir diyalojik bağı barındırır içinde. İmge diğer imgelerle söyleşim halindedir zaten.Kristeva buradan hareketle metinlerarası kavramını icat edecektir.
|