Timescapes : Zaman Manzaraları / Kolektif Montaj

Angela Melitopoulos, Hito Steyerl, VIDEA (Video Kolektif, Ankara), Freddy Viannelis, Dragana Zarevac

Çeviren: Banu Onrat, Ege Berensel

 

20. yüzyılın başında, sosyal olarak inşa edilen toplumumuzda kolektif bir hafızanın varlığı kendini göstermeye başladı. Bir çok film yapımcısı ve bir takım filozoflar Dziga Vertov'un dikkate değer ‘Kinoki Manifest'inden etkilendi; hareket eden imaj önemli bir felsefi konu haline geldi. Film endüstrisi, bunun tersine, ekonomik ve politik nedenlerle, film pratiğinde, oluşturulan stereotiplerle birlikte, sınıflandırmayı ve alışkanlıkları zorladı. Sonuçta, filmde ve videoda temsil edilen, kolektif hafıza olarak hareket eden imaj, bastırıldı; varlığını şu anda, geçmişte olduğu gibi, yalnızca sağır bir uykuda sürdürüyor.

Bu proje kapsamında, yayılan bilgi ve sürenin sanatı olarak montaj, davet edilen sanatçı grubu arasında bir çalışma süreci içinde tartışılacak ve çözülecektir. Temsil, hafıza, politika ve imaj poetiğinin biçimlendireceği montaj süreci, kendine özgü bir hafızaya sahip görünen Avrupa'nın tanımlanmış bir coğrafi parçasına ait (Balkanlar) psikolojik manzaralar hakkında bir filmle sonuçlanacaktır.

TIMESCAPES, belgesel ve drama etrafında yeni anlatı biçimleri yaratmak için, Internet yardımıyla doğrusal-olmayan montaj olasılıkları araştıran kolektif bir video montaj projesidir.

TIMESCAPES, I. Dünya Savaşından önce Avrupa içindeki politik ittifak stratejilerini düzenleyen Berlin ve Ankara arasındaki 'eski' Avrupa ekseni boyunca, Almanya ve Türkiye arasında kalan farklı ülkelerden 5 medya sanatçısıyla, bu doğrusal-olmayan montaj sürecini başlatacaktır.

TIMESCAPES kapsamında doğrusal-olmayan montaj ile Internet'in teknik olanakları çerçevesinde, tekil yaratımdan çoğul, kolektif yaratıma doğru bir yayılmayı olanaklı kılacak bir çerçeve yaratmak istenmektedir. Bir insanlar topluluğundaki algıların karmaşıklığı belgeselin ve Internet'in içinde yeni anlatma ve montajlama biçimlerini aramakta olası bir dürtü yaratacaktır.

TIMESCAPES, belirli bir coğrafi bölgedeki insanların kolektif hafızaları hakkında anlatısal yüzü olan bir video gerçekleştirmek amacıyla, bir hikayenin oluşumunu, sürekli kendini yeniden yazmasını görselleştirecektir. İmaj, gerçekliğin bir temsilinden çok, görsel hafıza, eylemin bir etkeni olarak tartışılacaktır.

TIMESCAPES teması “ global savaşa karşı özel hatırlama ” ya da “ tarihe karşı hikaye-anlatma ” dır. Üretimin kavramı da yapısı da mikro ve makro-politikaların birbirleriyle eklemlenmelerini fethetmeye olanak sağlayan ve sanatsal pratiği iyice belirlenmiş bir ifade aracı olarak kullanan bir film üretme sürecini uyarmalıdır.

TIMESCAPES, psikolojik manzaralar sunacaktır. “ Psikolojik Manzaralar ” kısa zaman süreçlerinde üretilmiş ve işlenmiş video-belgelerinden oluşan görsel-işitsel sekanslardır. İmaj üretimi teknik yöntemlerle imajın içine filmcinin yorumunu zerketmesi demektir. Doğurgan okuma ve yazma süreci sanatçılar tarafından üretilen görsel malzemeyi dönüştürecek ve belgesel, kurmaca ve videosanatı sınırları hakkında ümit verici tartışmaları teşvik edecektir. Bu doğrusal-olmayan montaj sürecinde dokunan (dijital) mantık kendini sergileyebilir.

TIJMESCAPES, aynı zamanda bir sosyal-film-ağı projesidir, çünkü her sanatçı projeye bir yapımcı gibi eklemlenmekte ve tüm projede etken olmaktadır; her sanatçı diğerlerinin eylemlerinde yer alabilir.

TIMESCAPES, tekil bir yaratımdan çoğul bir yaratıma genişleyen bir çerçeve oluşturarak, yeni, kolektif bir film yapımı pratiğinin psikolojik olayını araştıracaktır. Bir grup insan içindeki farklı algılar, tüm grup için gelişen çözümlerin potansiyelidir. İmaj/ses/metin/bağ gibi malzemelerin yığılması sonucunda yeni anlatı yolları ve montajın kompozisyonu incelenecektir.

Burada aktarılan, hafızanın bir işlevi olarak imaj üretimi ve imaj teknolojisi karşılaştırılabilir bir anlamda tartışılmaktadır. Akışlar, kesmeler, kırılmalar, sürenin, algının ve hafızanın farklı niteliklerini yansıtır. Mantık, rüya ve anlatı, sözel öncesi izlenimler, gerçeklik-kaymaları: anlatının sürekliliği ya da süreksizliği ve imaj akışları psikolojik bir gelişim şeklinde değerlendirilebilir. İmaj, ses metin hacim ve renk sürelerinin montajı esnasında, sanatçı, henüz temsil tarafından sabitlenmemiş, çoklu anlamın alanlarında hareket eder.

Bir grup içinde, sanatçının tek başına çalışmasına kıyasla çok daha fazla bir farklı fikirler çokluğu çarpışacaktır. Montaj sürecinin açık uçlu olması ve değiştirilen her elemanın yeni bir anlam üretmesi sayesinde, film ve video için anlatı yapıları oluşturan asli eleman 'kesme' daha geniş bir ölçekte incelenebilir. Film yapma zamanı yontma sanatıdır. Bu proje, hareketli imajı temsilin stereotipik biçimlerinden kurtarmak ve imajın, görsel hafıza gibi, açılmasına izin vermek niyetindedir. Montaj sürecinde yer alan tüm eylemler belleğe geçirilecek ve tüm katılımcılara açık olacaktır. Sonuç video malzemesi ötesinde, montaj süreci hakkında bir metin de olacaktır; eğer görsel-işitsel montaj grup içindeki karşıt görüşler yüzünden duraksarsa, bu konular etrafında dönen tartışmalar bir metin ya da e-mail şeklinde görülebilecektir; grup iki gruba ayrılabilir ya da bir engel yaratabilir. Eğer bu durum gerçekleşirse, kendilerini, tam da kendi psikolojik manzaralarının gerektirdiği başka bir biçimde sunabilirler.

Günümüzde, doğrusal-olmayan montaj pratiği, hikaye-anlatmanın üretken yönlerinin incelenebileceği açık bir yöntem önermektedir.

Sanatçı kendi hikayesini yarattığında yerel bir şekilde hareket eder, ancak diğerleri onun hikayesini yeniden anlattığı anda globalleşir. Dijital medya sayesinde, anlatının üretken yönleri takip edilebilir, çünkü tüm eylemler saklanır ve yeniden çağrılabilir. İmaj gerçekliğin bir temsili olmaktan çok bir görsel hafıza olarak değerlendirilme eğilimindedir. Doğrusal-olmayan montaj teknolojisi, hafıza, arşiv, tarih ve anlatı ile uğraşmanın yeni bir olasılığını sunmaktadır. Montaj süreci, toplumumuzun kolektif hafızasının oluşturulmasında hayati bir role sahip olacaktır.

Aynı bölgenin karşıt tarihi Avrupa'nın Güney-Doğusunu belirlemektedir. Tarihsel bakış açıları farklılaşsa bile, göç, hikaye-anlatma, siyasi geçmişle kurulan zor ilişkiler, bu bölge insanlarının benzer özelliklerini ortaya koymaktadır. Farklı etnik grupları bunlardan benzer şekilde etkilenmektedir. Bu, sözel tarih anlatısında canlıdır. Bir hikaye-anlatıcısı hikayesini her anlatışında yeniden biçimlendirir. Kendi deneyimini diğerlerinin deneyimleri ve hikayelerine bağlar. Sözlerin melodileri, jestler, anlatıcının bedeni hafızanın kuvvetini etkiler, bunlar hikayenin bir parçası haline gelir ve azınlıkların kolektif hafızalarını şekillendirir. Bu anlatıda bir felsefeler çoğulu ve farklı perspektifler, duygusal ve etnik hafıza, tümü yan yan varolabilir.

Bu araştırma bir ürün çeşitliliği ile sonuçlanacaktır. Malzemelerin (imaj/ses/metin/bağ) dikey yığılması ve anlatının (zamanda bir kompozisyon) yatay genişlemesi, bir arşiv ya da bir eylemler-arası film ortaya çıkaracaktır. Proje, nihayetinde, bir doğrusal video ve bir kitap yaratmayı amaçlamaktadır.

Hafıza: Özel Hikayeler Global Siyasete Karşı

Batı Avrupa'da bile Balkanlar bölgesindeki ulusal devletlerin tarihinin çok kısa bir sürede defalarca yeniden-yazılmış olduğu konusundaki ayıklık büyümektedir. Daha az farkında olduğumuz şey ise, farklı etnik grupların içindeki kuşaklar boyunca tarihi düşünmekte artık altüst-edici yöntemlerin ön plana çıkmaya başladıklarıdır. Ulusal devletlerin yaratılmasından beri bu ülkelerin medya kurumlarının enformasyon politikası bir azınlıklar çoğunluğunun bir ulusal kimlik oluşturmayacağı olgusu tarafından yıkıma ve saçmalığa düşmeye zorlanmış durumdadır. Ulusal medya bir tarihler çoğulluğunu iletmeye muktedir değildir.

Siyasi olarak temsil edilmek için çok küçük olan azınlıklar çoğunluğa tıpkı anlatılamaz-olanın anlatılabilire bağlandığı gibi bağlanmaktadırlar. Çoğunluğun içinde anlatılamaz, hesabı tutulamaz olan şey tam da çoğunluğu çözüp dağıtacak olan şeydir. Belgesel film yapımında da hikayeler anlatmak ile tarihi anlatmak arasında aynı çatışma vardır.

Geleneksel anlatma yolları çabucak hayal-gücünün sınırlarına varmışlardır bile.

Kitle iletişim araçlarının sansürlediği şey öznel bakış açılarının arasındaki ilişkilerin karmaşıklığıdır. Tek başına kalmış bir kanaat rahatsız etmez. Öznel bakış açıları arasındaki karmaşık ilişkiler ise insanları ve toplulukları ulusal kimliklerin ötesinde etkilemektedir. Tek bir kişiyle de, hayali bir çoğunluğun kimliğiyle de tanımlanamayacak kolektif bir bedeni tasvir etmektedir.

Doğuyla Batı arasındaki sınır Balkan bölgesinden geçmektedir. Doğulu ve Batılı kültürlerin bir karışımı, bir birlikteliği ve içiçe geçişi buralarda günlük hayatın bir parçasıdır. Doğulu kültürlerin geleneği bilgiyi kodlamayla, bölüp-parçalamayla ve ayinlerle taşır. Göçebe kültürü ayinleri gidilecek yolları tanımlamak, zaman ve mekanın farkında olmak için kullanır. Bu ayinlere eylem kodları gözüyle bakılabilir. Ayinler ifa edilirken bilgi meydana gelir. Doğulu felsefe gerçekliği yakalamak için mutlak tanımlar aramaz; o icra eder. Gerçekliğin göreli tanımları göreli bir zaman süresince geçerlidir ve pratik içinde yenilenmeleri gerekir. Doğulu kültürlerde hikaye-anlatıcısı bölüp-parçalamayı bir yöntem olarak kullanır. Modern batı kültürü ise, işaretleme, arşiv ve kompozisyona dayanır. Bilginin transferi ancak küçük bir elit grubun ulaşabildiği teknolojik sistemler sayesinde gerçekleşir. Fakat, hareketli imajın gelişimi ile, emprovize bir kültüre ve sözel tarihe geri dönülmekte...

Video, Yerler ve Hafıza

Her kamera çekiminin doğduğu bir yer vardır. Eğer makinaların içindeki optik aygıtlar olmaksızın üretilmiyorlarsa, zaman ve uzamın sürekliliğinden kesilen bir süreyi gösterirler. Yalnızca imajı üreten sanatçı, imajın nasıl bir sürekliliği olduğunu, nasıl bir geçmişin ve şimdinin parçası olduğunu ve imaja ait hangi elemanların görünmeyeceğini bilebilir. Sanatçı, nelerin görüleceğini seçerek, imaja görünmezlik ekler.

Algının makinalaşmış bir sisteminde yaratılan öngörülemeyen olaylar inanılmaz niteliklere sahip olabilir. Walter Benjamin, Baudelaire'in şiirlerini analiz ettiği Paris hakkındaki çalışmasında, bunu spleen olarak tanımlar. Spleen , olaylar ve makinalaşmış algı arasındaki niteliktir. Bir olaydaki spleen 'i görselleştirme kabiliyetine sahip kamera görüş noktası, muhtemelen belsesel imaj işlerinde en güçlü öğelerden birisidir, çünkü olay sihirli bir kuvvetle doğal bir akış içinde açılır.

Ancak, bir kamera gözün yerleştirilmesi, aynı zamanda, seçilen çerçevenin gelecek sürekliliğiyle anında bir ilişkiye girmek demektir, çünkü çerçevede görülecek olan sekans hayal edilir.

Bu nedenle kamera imajları, aynı anda hem kurmaca hem de belgesel özellikleri taşır. Hayal etme ve hafıza imajın içkin araçlarıdır. İmajlar, kullanılmaya hazır kodlar ya da görsel hafızadır.

Hiçbir nesnel/belgesel imaj yoktur.

Kurmaca filmde olayların doğal zaman akışı, çerçeve içindeki tüm elemanları organize etme ve kontrol etme yoluyla yapay olarak gerçekleştirilir. Yalnızca belgesel özellikler, çekim olayın olduğu gibi yeniden organize edilirse, kurmacanın inşası spleen niteliğini elde etmeye olanak tanır. Örneğin, Fellini oyunlar düzenleyerek ifade akıntıları organize etmiştir ve Rosselini dramayı manzaraya zerketmiştir. Kamera imajı çok yönlü özellikler barındırmaktadır. Belgesellerde, pek çok kurmaca özelliği, örneğin, imajların üretimi ya da montajda bileştirme yoluyla elde edilebilir.

Bir kameranın optik alanı bir olaylar çoğunluğunu ve bağlayıcı akıntıları yakalar. Sanal bağlantılar montaj esnasında önemli hale gelmektedir. Kurmaca ya da belgelesel, daha çok, tek veya çok yönlü sesler, uzun veya kısa tümceler, cesur monologlar veya korolar arasında montaj gerçekleşirken yapılan bir seçimdir. Belgesel film parçalarında kurmaca elemanların kullanılma olasılıkları, Dyonisios'un dünyasına Apollo'nun dönüşü, dramanın doğuşu olarak görülebilir. Bir kamera yerleştirerek bir çerçeve kurmak bakış noktaları ve mesafeleri ile çalışan bir ölçü elemanı olarak işler. Zaman ve uzamın sürekliliği içinde, gerçekliğin akıntılarında ilişkiler ve düzen yaratır. Çerçeve dünyayla iletişimi sağlar. Çerçeveden doğru bir zincir oluşur. Bir kameranın kurulmasıyla, çoktan bir kesme üretilmiştir, bir aralık yaratılmış, birşeyler görünür hale gelmiş, dil işin içine girmiştir ve çoktan başlamış olan montaj devam etmektedir.

Montajda, uzam değil, zaman kesilir. Montajın dramlaştırılması bir büyüme, olma ya da çözülme sürecidir. Bir dramatik kopmpozisyon, bağlanarak/ezberlenerek/araçlar yaratarak ya da bağlantıyı kesrerek/unutarak iletişim kurar. Monologlar drama için ikna edici bir ses olma konusunda yeterince dirençli değildir, onlar ölen ve cansız hakikatlerdir. Diğer tarafta ise, hiçbir koro iletşim için gerekli olan puslu bilinci yaratamaz.

Eğer belgesel ve kurmaca arasındaki fark bilincin farklı akıntıları olarak kavranırsa, montaj ile bu farklı seviyelerin birleştirilebileceği görülecektir.

Bir imajın görsel hafıza olması ya da eylem için bir merkez olması fikri bizim için kavranması güçtür. İmajlar çoğunlukla, eylem için algının oluşturucu elemanları olarak değil de, gerçekliği yansıtan temsiller olarak tanımlanır. Oysa, görsel hafıza olarak imaj bir kod ya da program olarak çalışmaktadır.

Videofelsefe

İmaj üretiminin yeni biçimlerini kavramak için, görmenin optik modeli fikrinden vazgeçmeli ve düşünme ve imaj üretiminin zihinsel sistemlerinin nasıl işledikleri değerlendirilmelidir. Henri Bergson imajın temsili yönlerinin ötesinde başka bir düzen düşünmeyi önerir. Bu düzen imaj yoluyla gerçekleşir, ancak her zaman imajdan farklıdır. Bu, dinamik modeller ve algı arasında bir ilişki şeklinde açıklanır. Dinamik model imajın bir üretim tarzıdır ve her zaman temsilden farklıdır. Berson, entelektüel çabayı soyut ve dinamik modeller ile ele geçen somut algılar arası sürekli bir karşılaştırma olarak yorumlar. Bergson için imajın malzemesi görülebilir bir eleman değildir, fakat, öznelliği ve dünyayı oluşturan ve kökene ait bir öğedir.

Bergson için hafıza, zaman ve gerekli olanın bir çeşit yığılmasıdır ki seçme olasılığı içerilebilsin. Teorisinde, zamanı yığma ve koruma kapasiteleri hakkında iki özellikten bahseder:

a) Bir aralığı yaratan hafızanın gücü ve,

b) Aralığın içinde, kapsanan bir gecikme, irade, içinden gelme, kavrayış ya da hafıza ve alışkanlık olarak isimlendirilebilen başka bir kuvvet tarafından kullanılan ve sömürülen eylem ve karşı eylem arasındaki tereddüt anı.

Bu iki özellik, benzer bir şekilde, video teknolojisinin bazı teknik işlevleri açısından çok önemlidir. Video, ışık dalgaları akışında, büzülme ve genişlemeyi çağrıştıran bir giriş-çıkış sistemi olarak çalışır. Bu, kamera imajlarının, zaman aralıklarının tekrarlanan ve otomatikleşen yazılı çıkışları sayesinde üretildikleri anlamına gelir. Bu giriş ve çıkış arasındaki ilişki ne bir irade biçimi tarafından etkilenir, ne de bu ilişkiye bir alışkanlık denebilir. Montaj süreci, Bergson'a göre, hafızanın ikinci özelliği gibidir. Montaj yoluyla, aralıkların süresi esnetilebilir ya da sıkıştırılabilir; tam olarak bu sürenin esnetilerek ya da sıkıştırılarak değiştirildiği an, Bergson'un aralığı irade tarafından etkilenmesinin gücü olarak tanımlayacağı andır.

Giriş ve çıkış zamanı arasındaki ilişki fiziksel yaşamda son derece karmaşıktır. Aşırı durumlarda ya da rüyalarda, yaşamın yılarını çok kısa anımsamalar içinde yeniden deneyimleyebiliriz - ya da yaşamın her anında, geçmişin kısa anlarını geri çağırabiliriz. Bu, giriş zamanının belirli sürelerinin irade tarafından nasıl esnetilip ya da sıkıştırılabileceğini gösterir. Bu bönüşüm, teknik olarak bilgiyi çeviren ve değiştiren beynimizin işlevine tanıklık eder. Montaj süreci, bir şekilde, beynimizin bu işlevinin bir simülasyonudur yalnızca. Video montajında zaman süreleri değiştirilebilir, bir saniyelik imajdan bir saatlik imaj üretilebilir. Bu süreçler geliştikçe, öğelerin süreleri de değişecektir.

Doğrusal-olmayan montaj

Dziga Vertov'un Sinegöz bakışı TIMESCAPES projesinin çıkış noktalarından birisidir. Bu doğrultuda Proje, siyasi temsiliyet yüzünden işlevinden yoksun bırakılmış doğrusal-olmayan montaj boyunca kolektif pratiğin olanaklarını açacaktır.

Kesme ya da aralık (Vertov) algı ve hafızanın kurucu unsurudur. Aralık görülebilir olanın kaynağıdır, hafıza ise eylemin mümkün yollarını bulacağı bir yerdir. Bunlar algının sinirsel noktalarıdırlar. Her montaj türü aralıkların yaratılmasıyla ilgilidir. İmajın, sesin ya da metnin dijital montajı doğrusal-olmayan anlatıdaki hiper-metin olanaklarıyla bir araya gelir. Teknolojik toplumlarda dijital kültürü karakterize eden şey doğrusal-olmayan ve hiper-metindir.

Genel olarak, doğrusal-olmayan montaj bir veritabanını doğrusal bir zaman-çizgisiyle birbirine bağlar (montajın bütün unsurlarını doğrusal bir düzende gösterecek bir kurucu pencere). "Neyin var olduğuna" en iyi yaklaşıma erişmek için zaman-çizgisinde varolan belgeleri nasıl düzenlemeli? Arşivci de belgesel filmci de bu esas soruyu sorarlar; ama arşivci, arşivini düzenleyebilmek için öznel bakış açılarını gidermeye çabalar. Yine de, deneyim gösteriyor ki, arşivindeki belgeleri araştırmayı bilen tek kişi yine arşivcinin kendisidir. Nesnellikle öznellik arasındaki ilişkiler belgesel film yapımının en esaslı sorunudur. Filmci kendi dilini yaratabilmek için keskin bir gözlem yürütmektedir.

Doğrusal-olmayan montaj yazılımının zaman çizgileri imaj/ses veritabanlarının etkili özetleridir.

Doğrusal-olmayan montajla yaratılmış anlatı yapıları tam da arşivcinin hayal ettiği şeye cevap verebilir: belgelerin etkili bir şekilde tümüyle gözden geçirilmeleri olanağını veren ve hem öznel bir birleştirmeyi, hem de dramatik bir kompozisyonu garantileyen arşiv boyunca diyagonal bir kesit.

Üretken süreçler dijital işlerin ayrılmaz parçalarıdır. Montaj yoluyla, imaj süreleri esnetilebilir ya da sıkıtırılabilir, giriş ve çıkış arasındaki ilişki değiştirilebilir. İnsanın hatırlama kabiliyeti de benzer şekilde çalışır. Video teknolojisiyle değiştirilen her zaman aralığı şeylerin sürelerini nitelik bakımından etkileyecektir. Sözgelimi, dinamik hareket denetimi imajları seyrederken hızlandırmayı ve yavaşlatmayı sağlar. Eğer böyle bir süreç kaydedilirse, seyreden kişinin bakışı imaja kaydedilmiş demektir. Böyle bir okuma ve yazma süreci görsel malzemeyi imajlara dönüştürür.

Hikaye-anlatıcısı kendi hafızasını araştırır. Başkalarının da kullandıkları kelime kurgularıyla kendi deneyiminin, yaşantısının anılarını formüle eder. Başkalarını aktardığında kendi öz yaşantısı yabancı yaşantılarla bir bağ içine girer. Bu kolektif hafızanın görünür hale geldiği andan başkası değildir. Bu yaratım süreçleri dijital ürünlerde de içkindir.

Film zamanı yoğurma sanatıdır. TIMESCAPES aynı veritabanını kullanan çok sayıda filmcinin imaj üretme ve montajlama tekniklerini toparlamayı önermektedir. Malzeme üzerine çoğul bakış açıları bir kristal gibi işler ya da billurlaşmış bir yapı oluşturur. Anlatıdaki billurlaşmış yapı farklı filmcilerin gözleri altından ne kadar geçerse o kadar değer kazanır. Anlatının billurlaşmış yapısı bir nesneyi bir "zaman-kristali" olarak tasvir etmenin bir metaforudur - yani dünyadaki hareketleri birçok yönden daha değerli bir biçimde algılamak için bir araç.

Psikolojik Manzaralar

TIMESCAPES, sözel tarih ve Avrupa'nın coşkulu, moralsiz ve karmaşık bir bölgesinden iletilen imajlar arasında varolan hikayelerin tarihini görselleştirecektir. Balkanların hiçbir tarihi otantik bir yolla biçimlendirilemez. Ancak, hikayeler, anlatıcının hayatı ona bağlıymışçasına, inandırıcılığın varoluşsal gücüyle anlatılır. Bu, coğrafi olarak yöresel ilişkilerin vaziyeti midir, yoksa yalnızca psikolojik bir klişe mi? Sözel tarih global tarih için bir önem taşır mı? Tarih içindeki nesnellik süreçleri için ne tür psikolojik anlar önemlidir?

TIMESCAPES, kolektif yaratıcılığın zincirleme reaksiyonu ya da (dijital) dokuması kavramlarını yüceltilmektedir. Bu montaj projesi, belgesel parçalarının yapı bozuma uğratma, mikro bir devinim yaratma niyetiyle ve radikal bir şekilde yeniden yapılandırılan bir hikaye yaratarak, kuvvetlerini etkili kılacaktır. Bu, sanatçıların hafızalarına, anlardan oluşturulan zihinsel manzaralara bağlanan hikaye-anlatmanın hikayesidir: kırılgan, bitmemiş, inanılmaz, süreklilikten kaçan, canlı.

Sürenin sınavına dayanabilen nedir ve algı zincirleri, hatıralar, yoğunluğun anlarına nasıl sebep olur? Psikolojik manzaralar, adım adım, ya karmaşık ya da basit bir mantıkla gelişir, ki içinden bir hikaye kurtulabilsin.

Bir anlatı yapısı, dijital bir halı gibi; her (mantık) ipliği birbiriyle dokunabilir. Tekrar ve sürekliliğin ya da kırılmanın ritmi, dinamik akış için çok önemlidir. Ahenksizlik, düşünme alışkanlıklarını, düşünce süreçlerini bozar. Tekrar edilen ahenksizlik ise armoni haline gelir. Düzensiz tekrarlanan sekanslar, daha geniş bir ölçekte, ritmik olur. Algı, ilgimizin gücünü azaltma ihtiyacı tarafında yapılandırılır. Tekrarlanan sekanslar alışkanlık olarak algılanır. Bu anlarda özgür bırakılan ilginin gücü yeni ahenksiz anlara odaklanabilir ve yeni ilişkiler, yapılar ve kaynaşmalar üretebilir.

Dijital montajda, farklı konumlar, yerler ya da mantıklar iplikler olarak isimlendirilebilir. Montaj, bir ipliğin görülebilirliği ya da görünmezliği şeklinde tanımlanabilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, iplikleri bağlama sanatıdır; bir iplik görülebilir hale geldiğinde, görünmez olan, unutulan ya da arka planda kalan bir diğeriyle yer değiştirir. Önemli olan, bir şeyin görünür hale gelme yoludur, ne kadar algılanabilir kalacağı, neyle bağlandığı ve nasıl göründüğü. Örneğin, sıklıkla tekrar edilen ve hakim olan bir mantık birden bire kesilirse, anlatı yapısında anlamlı bir şeyler yaratacaktır. Bu şeyler görünmez olabilir, ancak, gerçekleşmek için iteklerler. Bergson'un terimleriyle konuşacak olursak: sanallığının değeri böylelikle yükselmiştir. “Şimdi geçmişin en yoğunlaştığı andır.” Gelecek, şimdide gerçekleşmek isteyen sanal (olasılık) dünyasıdır.

Doğrusal-olmayan montaj, anlatıyı yapılandırmak için seviyelendirme yöntemini kullanır: olası bir süreklilik görülebilirliğe ve ulaşılabilirliğe dayanır. Filmde imaj, ses ve metnin alanı duyuların farklılıklarından faydalanmaktadır. İmaj üzerine montajlanan ses, ses üzerine montajlanan metinden farklı bir dinamiğe sahiptir. İlginin farklı kuvvetleri bu karmaşık alan içinde çalışır; hacmin dinamikleri tek bir kelime kadar önemlidir ve dijital montajda, bağımsız bir nitelik olarak, kopyalanabilir ve tekrarlanabilir. Bilgi yüklü ses, imaj ve bilgiden farklı bir yolla çalışır. Ses karışımları imajlardan daha kolay okunur. Ekleme ve kesme, anlatı yapılarında ses ile uğraşmanın farklı tarzlarıdır.

İmajlar, ışık, renk, yakınlık, mesafe, devinim modelleri ve odak dinamikleriyle çalışır. Metne, sese ve imaja aynı muamele etme olasığıyla, dijital gereçler ve iletişm kurma Internet yoluyla gerçekleşecektir. Böyle bir montaj süreci, yeni çatışma alanlarına ve yeni anlatı biçimlerine yol açacaktır. Ses, imaj, metin ve dijital nitelikler arası, hafızamızın farklı kabiliyetleri tarafından geliştirilen anlam alanları hakkında konuşabiliriz.

Uygulama

Doğrudan-olmayan montaj iki veri-akışı sistemi aracılığıyla işlemektedir: birinci veri tipi dosya-verisidir ve doğrudan malzemenin kendisidir; ikincisiyse dosya-verilerine kumanda eden program verilerdir. Programlar montaj sekanslarını içlerinde barındırırlar. Dosya-verileriyle programlar arasındaki ayrım bütün bilgisayarlarda vardır. Dosya-verisi çok büyük hafıza alanı gerektirdiği için günümüzde bunların Internet aracılığıyla aktarılması henüz çok güçtür. Programlar ise çok küçük yer kapladıklarından Internet aracılığıyla çok kolay iletilebilirler. Bu yüzden dosya-verileri her sanatçı tarafından bir hard diske, CD'ye ya da DVD'ye kaydedilerek bütün katılımcılara tek tek ulaştırılacaktır. Her sanatçı kendi hesabına bütün dosya-verilerine sahip olacak ve onları kullanıp montajlayabilecektir. Böylece elde ettiği ürünleri Internet aracılığıyla her an herkese gönderebilecektir.

Almanya ile Türkiye arasındaki medya sanatçıları (Avusturya, Slovenya, Hırvatistan, Bosna, Yugoslavya, Arnavutluk, Bulgaristan ve Yunanistan) imajlar, ses ve metinlerin birlikte yer alacağı veri tabanı oluşturmak için işbirliğine davet edilmektedir.

Davet, 1999 yılından beri Atina'da yapılmakta olan ve Balkanlar bölgesindeki çeşitli medya sanatı kurumlarıyla birlikte çalışan new media@mediterra (yeni medya@akdeniz ) festivali sırasında duyurulacaktır. Sanatçı seçimleri her ülkenin kurumuna yapılacak başvurularca belirlenecek, bu kuruluşlar seçilen sanatçıların üretimlerini finanse edecektir.

Atılacak ilk adım, teknik doğrusal-olmayan montaj sistemini beraberce tartışmak üzere bir elektronik posta tartışma listesi oluşturmaya dayanmaktadır. Seçilen sistem sanatçılara mümkün olduğunca kolay bir biçimde iletilmeye çalışılacaktır.

Öyleyse, çok pahalı olmadıkları için Final Cut ya da Pro Tools gibi bir yazılım üzerinde uzlaşmak daha kolay görünmektedir.

Her sanatçı bir metafor seçecek (mesela: su, anne, hudutlar, babanın babavatanı, ananın anavatanı, kentlilik, şimdi, vesaire), bu metaforlar elektronik tartışma grubu çerçevesinde tartışılacaktır.

Belirlenecek takvim uyarınca sanatçılar imaj, ses ve metinlerini üreteceklerdir. Belgeler dijitalize edilip veritabanına yüklenecekler. Bir takvim tespit edilmesi malzemenin miktarını sınırlandırabilmek için faydalı görünmektedir.

Montajda enformasyonun birikmesi ve açılması karşılıklı-etkileşimin iki kutbunu oluştururlar. Daha fazla veri montajda daha fazla seçenek demektir. Montajlar ilerledikçe veritabanı da büyüyecektir. Böylece gittikçe karmaşıklaşan bir anlatı elde etme şansı doğacaktır.

Üretim süresi her safhada tanımlanacaktır.

Sonuçlar yayınlanacaklardır - ama nihai değil, göreli ve geçicidirler. Yaratım sürecine tanıklık edeceklerdir.

Katılan her kuruluş kendi ülkelerindeki dağıtımı üstlenecektir.

Televizyonlarla yapılacak işbirlikleri (mesela bir belgeseller dizisi) olabileceği gibi, kitap üretimi, radyo-oyunu üretimi, sergiler ve festival katılımları da devreye sokulabilir.

TIMESCAPES atölyeler de düzenleyecektir. Her sanatçı bir atölye yürütebilir. Gerçek hayatta buluşabilmek için olduğu kadar, her bölgeden seyircilere ulaşmak için de. TIMESCAPES'in yapısı sürekli olarak büyümekte ve çoğalmakta olduğundan projeyi bu yollardan takip etmek önem taşımaktadır.

 

Takvim (kısaca)

Ön aşama

web sayfasının hazırlanması
katılımcılarla birleşme ve anlaşma için seyahat
araştırma, sanatçıların son seçimi       
çeviriler
araştırma ve programcılarla tartışma

İlk aşama

teknik sistemlerin kurulması

İkinci aşama

e-mail yoluyla tartışma
konuları ve temaları belirleme
üretim takvimini hazırlama
çekim
malzemelerin Köln'e gönderilmesi
veri tabanının oluşturulması
veri tabanının geri gönderilmesi

Üçüncü aşama

kolektif montaj
metin malzemesini düzenlemek
biçimsel çözümler hakkında tartışma
ikinci çekim
malzemelerin Köln'e gönderilmesi
veri tabanının oluşturulması
veri tabanının geri gönderilmesi

Dördüncü aşama

kolektif montaj
videoyu sonuçlandırmak
altyazılar
ses montajı

Beşinci aşama: gösterimi ve dağıtımı

basılı bir dosya yaratma
web sayfası
ilan etme, tanıtım